İki Ortaklı Limited Şirketlerde Ortağın Şirketten Çıkarılması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 621. maddesinde yer alan “haklı sebeple ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması” hükmü, Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2025 tarihli kararı ile iptal edilmiştir. Söz konusu karar, 17 Mart 2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Karara buradan ulaşabilirsiniz.

Bu karar, özellikle yabancı yatırımcılar bakımından Türkiye’de şirketler hukuku ve kurumsal yönetim uygulamaları açısından önemli bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. İstanbul’da faaliyet gösteren ve uluslararası hukuk bürosu olarak gözlemimiz; söz konusu kararın, yapısal kilitlenme yaşayan ortaklık yapılarında sıkışıp kalan pay sahipleri bakımından uzun süredir ihtiyaç duyulan etkili bir çıkış mekanizması sunduğu yönündedir.

Giriş

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 621. maddesinde yer alan “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması” hükmü, Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2025 tarihli kararı ile iptal edilmiştir.

Genel Bakış

Uyuşmazlık, bir limited şirket ortağının şirketten çıkarılmasına ilişkin dava kapsamında Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan itiraz başvurusuna ilişkindir. İlgili Mahkeme, gerçekleştirdiği anayasal denetim sonucunda; söz konusu hükmün, çıkarma kararının alınabilmesi için oy hakkını haiz sermayenin mutlak çoğunluğunu ve oyların en az üçte ikisini temsil eden ortakların toplantıda hazır bulunmasını ön şart olarak öngörmesi sebebiyle anayasal güvencelere aykırılık teşkil ettiğini değerlendirmiştir.

Bu kapsamda mesele, özellikle eşit paylı iki ortaklı limited şirketlerde bir kilitlenme (deadlock) durumu yaratıldığı gerekçesiyle, somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi önüne taşınmıştır.

Anayasa Mahkemesi İncelemesi

Anayasa Mahkemesi’nin incelemeyi ağırlıklı olarak iki temel anayasal hüküm çerçevesinde gerçekleştirdiği görülmektedir. Bu kapsamda Mahkeme, ilgili düzenlemeyi aşağıdaki anayasal güvenceler bakımından değerlendirmiştir:

  • Anayasa madde 48 — Çalışma ve sözleşme hürriyeti / teşebbüs özgürlüğü
  • Anayasa madde 40 — Etkili başvuru hakkı

Anayasa Mahkemesi, özellikle iki ortaklı şirketlerde genel kurul kararı alınmasının zorunlu tutulmasının, ortağın şirketten çıkarılmasını fiilen imkânsız hale getirdiğini vurgulamıştır. Mahkeme’ye göre bu durum, etkili başvuru hakkının kullanılmasını fiilî engeller aracılığıyla zedelemekte ve aynı zamanda teşebbüs özgürlüğü ile de bağdaşmamaktadır.

Bu gerekçeler doğrultusunda Mahkeme, söz konusu hükmün yalnızca iki ortaklı limited şirketler bakımından Anayasa’ya aykırı olduğuna karar vermiştir.

Sonuç

Bir kez daha vurgulamak gerekir ki, Anayasa Mahkemesi, iki ortaklı limited şirketler bakımından söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek önemli ve emsal niteliğinde bir karar vermiştir. Mahkeme, gerçekleştirdiği anayasal denetim aracılığıyla, iki ortaklı limited şirketlerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40. maddesi kapsamında güvence altına alınan etkili başvuru hakkını kullanmalarının önünde bulunan hukuki engellere doğrudan müdahale etmiştir.

Söz konusu kararın özellikle aşağıdaki alanlarda doğrudan etkileri olacaktır:

  • Usulî kilitlenmelerin önlenmesi
  • Adalete erişim hakkının güçlendirilmesi
  • Şirketlerin ekonomik ve ticari devamlılığının korunması

Şirketler hukukundan kaynaklanan kilitlenme durumlarının yönetimi, Anayasa Mahkemesi’nin güncel içtihatlarıyla uyumlu, proaktif ve stratejik bir hukuki yaklaşım gerektirmektedir. Şirketiniz hâlihazırda bir ortaklık uyuşmazlığı veya usulî çıkmaz ile karşı karşıya ise, seçeneklerinizin değerlendirilmesi ve ticari menfaatlerinizin korunması amacıyla uzman ekibimizden hukuki danışmanlık alabilirsiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir