Türkiye’de Sınır Ötesi Uyuşmazlıklara İlişkin Kapsamlı Rehber

Türkiye’de Sınır Ötesi Uyuşmazlıklara İlişkin Kapsamlı Rehber, Türkiye’de yaşayan ve çalışan yabancılar bakımından önem arz eden ve çoğu zaman karmaşık bir hukuki alanı oluşturmaktadır. Türkiye’de ortaya çıkabilecek sınır ötesi uyuşmazlıkların çeşitli türleri bulunduğu kuşkusuzdur. Bu tür uyuşmazlıklar, farklı yargı çevrelerinde bulunan farklı tarafların sürece dahil olmasını gerektirmektedir.

Giriş

İşbu makale, Türkiye’deki sınır ötesi uyuşmazlıklara; ticari ihtilaflar, aile ve boşanma meseleleri, miras ve malvarlığına ilişkin uyuşmazlıklar ile tahkim süreçleri dâhil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere ışık tutmayı amaçlamaktadır. Kamu hukukuna ilişkin tüm hususlar ise tamamen bu makalenin kapsamı dışında kalmaktadır. İşbu çalışma, özellikle Türkiye’de ikamet eden yabancılar ve/veya yabancı şirketlerle bağlantılı tüm özel hukuk meselelerine ilişkin bir yol haritası ortaya koymaya odaklanmaktadır.

Türkiye’de Sınır Ötesi Uyuşmazlıklar Ne Anlama Gelmektedir?

Sınır ötesi uyuşmazlıklar, farklı hukuk sistemleri veya yargı çevrelerinde yaşayan taraflar arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları ifade etmektedir. Bu makale Türkiye’yi bir yargı yetkisi alanı olarak ele aldığından, taraflardan birinin Türkiye’de bulunduğu varsayılacaktır. Örneğin, eşlerin boşanmak istemesi halinde taraflardan birinin yabancı olması durumunda, usule ilişkin zorluklar istenmeyen sonuçlara yol açabilmektedir. Bu da, ilgili koşulların profesyonel şekilde değerlendirilmesini ve gerekli adımların Türk mevzuatına uygun olarak yürütülmesini zorunlu kılmaktadır. Aynı durum şirketler hukuku ve kurumsal yönetim meseleleri bakımından da geçerlidir.

Her ne kadar Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nun 3. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48. maddesi ile bağlantılı şekilde, yabancı yatırımcıların yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabi olacağını düzenlemekte ise de; uygulamada eşitlik ilkesinin, ilgili düzenlemelerin öngördüğü ölçüde işlerlik göstermediği görülmektedir. Nitekim buna şirket kuruluş süreci örnek olarak gösterilebilir. Şirket kuruluş işlemleri, özellikle yabancı yatırımcı ortaklar söz konusu olduğunda, çok sayıda karmaşık adım içermektedir.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, yabancılık unsuru içeren tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanmaktadır. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi ile milletlerarası usul hukuku, anılan Kanun’un 1. maddesi uyarınca bu Kanun hükümlerine tabidir.

Türkiye’de Sınır Ötesi Uyuşmazlıkların Temel Türleri Nelerdir?

Pek çok farklı türü bulunmakla birlikte, Türkiye’deki sınır ötesi uyuşmazlıkları kapsamlı bir rehber oluşturmak amacıyla belirli kategoriler altında incelemek mümkündür. Bu bölüm, en yaygın türleri ele almaktadır.

Sözleşme Hukuku Kaynaklı Uyuşmazlıklar ve Uluslararası Ticari Uyuşmazlıklar

İşletmeler ve bireyler, çok çeşitli sözleşmesel ilişkilere girmektedir. Bu kapsamda yaygın örnekler arasında; acentelik ve franchising sözleşmeleri gibi ticari anlaşmalar, iş sözleşmeleri, gayrimenkul düzenlemeleri ve ortaklık ilişkileri yer almaktadır.

Her bir sözleşme türünün, tarafların hak ve yükümlülüklerini korumaya yönelik belirli hukuki gerekliliklere tabi olduğunu belirtmek önem arz etmektedir. Bu nedenle Türkiye’de faaliyet gösteren veya yatırım yapan şirketler, sözleşmelerinin hem ulusal mevzuata hem de uygulanabilir uluslararası standartlara uygun şekilde yapılandırılması, hazırlanması ve yönetilmesi amacıyla sıklıkla deneyimli sözleşme hukuku uzmanlarına başvurmaktadır.

Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu ve gelişen ticari ortamı dikkate alındığında, yabancı yatırımcılar ve uluslararası şirketler sözleşmesel konularda çoğu zaman özel olarak uyarlanmış hukuki desteğe ihtiyaç duymaktadır. Ortak girişimlerin kurulmasından tedarik ve dağıtım sözleşmelerinin müzakeresine kadar pek çok alanda, Türk ticari sözleşme uygulamalarında tecrübeli bir hukuk ekibiyle çalışmak, ticari işlemlerin hukuki açıdan güvenli ve ticari açıdan etkin şekilde yapılandırılmasını sağlamaktadır.

Geniş bir ticari ve kurumsal sözleşme yelpazesinin hazırlanması ve incelenmesi, özellikle iş sözleşmelerinin Türk İş Hukuku’na tam uyumlu şekilde düzenlenmesini de içeren, son derece hassas ve yoğun şekilde düzenlenmiş bir alandır. Bu alan, dikkatli bir hukuki değerlendirme gerektirmekte olup, aynı zamanda ofisimizin iş hukuku uygulamalarının temel bileşenlerinden birini oluşturmaktadır.

Uluslararası Tahkim Uyuşmazlıkları

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 60. maddesi uyarınca, kesinleşmiş yabancı hakem kararları Türkiye’de tanıma ve tenfize elverişlidir. Tenfiz talepleri, taraflarca yazılı olarak belirlenmiş olan görevli Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılacak bir dava (dilekçe) ile ileri sürülmelidir.

Böyle bir belirleme bulunmaması halinde, yetki; Türkiye’de tenfizi talep edilen kişinin yerleşim yeri, bu da yoksa mutad meskeni ve nihayetinde tenfize konu malvarlığının bulunduğu yer mahkemesine göre belirlenir.

Uluslararası Arabuluculuk Uyuşmazlıkları

Türkiye, Singapur Arabuluculuk Sözleşmesi’nin onaylanmasına ilişkin 7282 sayılı Kanun’u kabul etmiş olup, bu sözleşmeye taraftır. Bu kapsamda, uluslararası ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk yoluyla varılan anlaşmaların icrası bakımından önemli bir hukuki çerçeve oluşturulmuştur.

Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin kapsamlı bir inceleme için ilgili analiz çalışmasına başvurulabilir: A Brief Analysis of the Singapore Convention.

Yabancı Hakem Kararlarının ve Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi

Yabancı mahkeme kararları ile hakem kararlarının tanınması ve tenfizi, 5718 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca mümkündür.

51. madde gereğince ise, yabancı mahkeme kararları ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizi esas itibarıyla Türk yargı mercilerinin değerlendirmesine bağlıdır. Usul bakımından:

  • Tenfiz kararları bakımından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir,
  • Kararın bir özel hukuk uyuşmazlığına ilişkin olması gerekmektedir,
  • Kararın kesinleşmiş olması şarttır.

Daha fazla bilgi için Türkiye’de yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin hazırlanan makalemize başvurabilirsiniz.

Aile ve Boşanma Uyuşmazlıkları

Türk hukukunda boşanma davaları esas itibarıyla iki ana kategoriye ayrılmaktadır:

  • çekişmeli boşanma,
  • anlaşmalı boşanma.

Her iki usulde de, eşler arasında mal paylaşımı, çocukların velayeti veya nafaka gibi temel konularda uyuşmazlık bulunması halinde süreç uzun sürebilmekte ve duygusal açıdan yıpratıcı olabilmektedir. Bu nedenle, özellikle yabancılık unsuru içeren boşanma uyuşmazlıklarında güçlü ve dikkatli bir hukuki temsil büyük önem taşımaktadır.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 14. maddesi uyarınca, boşanma ve ayrılığa ilişkin sebepler ile hükümler, eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir. Eşlerin farklı vatandaşlıklara sahip olmaları halinde ise müşterek mutad mesken hukuku uygulanır. Müşterek mutad meskenin de bulunmaması durumunda Türk hukuku uygulanacaktır. Aynı ilke, boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri ile velayet uyuşmazlıkları bakımından da geçerlidir.

Türkiye’de sınır ötesi uyuşmazlıklara ilişkin daha detaylı bir inceleme için, uygulama alanlarımız arasında yer alan Türkiye’de Boşanma Davaları başlıklı çalışmamıza göz atabilirsiniz.

Alacak Tahsili ve İcra Süreçleri

Türkiye’de mahkeme dışı tahsil girişimlerinin sonuç vermemesi halinde, alacaklıların resmî icra mekanizmalarına başvurması gerekmektedir. Türkiye’de alacak tahsili süreçleri esas itibarıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine tabidir.

Fikri Mülkiyet Uyuşmazlıkları

Dostane çözüm yollarının sonuç vermediği durumlarda, uyuşmazlığın yargı yoluyla çözümlenmesi kaçınılmaz hale gelmektedir. Türkiye’de fikri mülkiyet uyuşmazlıkları, bu alanda uzmanlaşmış Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri tarafından karara bağlanmaktadır. Dava ekibimiz, bu mahkemeler nezdinde görülen karmaşık ve yüksek değerli uyuşmazlıklarda müvekkillerini temsil etme konusunda kapsamlı deneyime sahiptir.

Daha fazla bilgi için, uygulama alanlarımız arasında yer alan Fikri Mülkiyet başlıklı makalelerimizi inceleyebilirsiniz.

Saldırının  / İhlalin Önlenmesine Yönelik Davalar

Marka hakkı ihlalleri başta olmak üzere fikri mülkiyet hakkı ihlallerinde; ihlalin derhal durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararlarının alınması, ihlale konu ürünler ile üretimde kullanılan makine ve ekipmanların muhafaza altına alınması / el konulması, ayrıca maddi ve manevi tazminat taleplerinin ileri sürülmesi amacıyla gerekli hukuki süreçleri başlatmaktayız.

Hükümsüzlük ve İptal Davaları

Bir markanın veya patentin kötü niyetle tescil edilmiş olması ya da tescilli bir hakkın kesintisiz olarak beş yıl süreyle ciddi biçimde kullanılmamış olması halinde, haksız tescillerin sicilden kaldırılması ve müvekkillerimizin ticari menfaatlerinin korunması amacıyla hükümsüzlük veya iptal davaları açmaktayız.

Haksız Rekabet Talepleri

Tescilli fikri mülkiyet haklarının bulunmadığı durumlarda dahi, yanıltıcı ticari uygulamalara karşı çıkmak ve tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açabilecek davranışların önüne geçmek amacıyla Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayanmaktayız.

Alacak Tahsiline İlişkin Uyuşmazlıklar

Türkiye’de mahkeme dışı tahsil girişimlerinin sonuç vermemesi halinde, alacaklıların resmî icra mekanizmalarına başvurması gerekmektedir. Bu noktada, Türkiye’de alacak tahsilinin esas itibarıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine tabi olduğunu belirtmek faydalı olacaktır. Anılan mevzuat, alacaklıların borçlulara karşı alacaklarını tahsil etmeleri ve taleplerini icra yoluyla yerine getirmeleri için izlenecek usulî çerçeveyi düzenlemektedir.

Türk hukuku uyarınca, alacaklıların ödenmemiş alacaklarını tahsil etmek için başvurabilecekleri başlıca iki temel hukuki yol bulunmaktadır:

1. İlamsız İcra Takibi

Bu yol, özellikle fatura, ticari sözleşme, makbuz veya benzeri yazılı delillerle desteklenen alacaklar bakımından en sık başvurulan ve en hızlı icra yöntemidir. Alacaklı, önceden bir mahkeme kararı almaksızın doğrudan yetkili İcra Dairesi nezdinde icra takibi başlatabilmektedir.

2. İlamlı İcra Takibi

Yukarıda da belirtildiği üzere, bu yol; alacağın itiraza konu olduğu, yargısal inceleme gerektirdiği veya nihai bir mahkeme kararı ile hüküm altına alındığı durumlarda gündeme gelmektedir. Bu halde alacaklının, öncelikle görevli ve yetkili mahkemeden lehine bir karar alması gerekmektedir. Ticari uyuşmazlıklarda bu mahkeme çoğunlukla Asliye Ticaret Mahkemesi olmaktadır.

İdari Uyuşmazlıklar

Sınır Dışı Etme Kararlarına İlişkin Uyuşmazlıklar

Türkiye’de hakkında sınır dışı etme — hukuki terminolojide “deportation” / “removal” — kararı verilmesi, yabancı kişinin ülkedeki hukuki statüsü bakımından ciddi sonuçlar doğurabilecek önemli bir idari işlemdir. Böyle bir karar, genellikle ilgili kişinin Türkiye’den çıkarılması ve çoğu durumda Türkiye’ye yeniden giriş yasağı uygulanması ile sonuçlanabilecek resmî bir süreci başlatmaktadır. Bununla birlikte, sınır dışı etme kararının, kesin ve geri döndürülemez nitelikte bir yargı kararı değil; bir idari işlem olduğunu vurgulamak önem arz etmektedir.

Türk hukuku uyarınca, hakkında sınır dışı etme kararı verilen kişiler, bu idari işleme karşı belirli hukuki başvuru yollarını kullanma hakkına sahiptir. Ancak bu başvuru yollarının etkinliği büyük ölçüde süresinde harekete geçilmesine ve mevcut usulî imkânların doğru şekilde kullanılmasına bağlıdır. Uygulamada, bu sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesi çoğu zaman dikkatli bir hukuki değerlendirme, göç hukuku mevzuatına hâkimiyet ve iyi kurgulanmış bir hukuki strateji gerektirmektedir. Bu nedenle, Türkiye’de sınır dışı etme ve göç hukuku alanında tecrübeli bir avukattan destek alınması, kişilerin hak ve hukuki menfaatlerinin korunması açısından kritik önem taşıyabilmektedir.

Bu konuda kaleme aldığımız makalelerimizden biri, Türkiye’de sınır dışı etme kararlarına ilişkin hukuki çerçeveyi ortaya koymakta; yabancı kişilerin sahip olduğu usulî hakları açıklamakta ve bu tür kararlara karşı başvurulabilecek temel stratejik adımları ele almaktadır.

Daha fazla bilgi için: Türkiye’de Yabancıların Sınır Dışı Edilmesi başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Vatandaşlık ve İkamet Başvurularının Reddi Nedeniyle Açılan Davalar

Yabancı yatırımcılar, özellikle gayrimenkul edinimi yoluyla vatandaşlık veya banka mevduatı yoluyla vatandaşlık gibi yatırım programları kapsamında Türk vatandaşlığının kazanılmasına yoğun ilgi göstermektedir. Ancak önemli mali yükümlülükler yerine getirilmiş olsa dahi, vatandaşlık başvuruları idari makamlar tarafından reddedilebilmektedir. Bu tür ret işlemleri, Türk idare hukuku ve yargısal denetim mekanizmaları çerçevesinde dava konusu yapılabilmektedir.

Bu alanda kaleme aldığımız makalelerden biri, Türk vatandaşlığına ilişkin uyuşmazlıklarda mevcut yargısal denetim mekanizmalarını incelemeyi ve Türk İdare Mahkemelerinin ret kararlarının hukuka uygunluğunu değerlendirirken iç hukuk standartlarını nasıl uyguladığını analiz etmeyi amaçlamaktadır.

Daha fazla bilgi için: Türk İdare Mahkemeleri Önünde Vatandaşlık Davalarında İç Hukuk Standartlarının Uygulanması başlıklı makalemize göz atabilirsiniz.

Miras İşlemleri

Türk miras hukukunun oldukça karmaşık bir yapıya sahip olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Taraflardan birinin — murisin veya yasal ya da atanmış mirasçıların — Türk vatandaşlığı dışında farklı bir vatandaşlığa sahip olması halinde, bu usulî zorluklar daha da artmaktadır.

Nitekim; ölüm belgesinin temini, veraset ilamının (mirasçılık belgesi) alınması ve veraset ve intikal vergisine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi temel işlemler, dikkatli değerlendirme gerektiren önemli süreçleri içermektedir.

Miras işlemlerine ilişkin daha detaylı bilgi için ilgili sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Bankacılık İşlemleri

Bu süreçler; murisin mevcut borçlarının tasfiyesi, banka hesaplarının kapatılması ve hesaplarda bulunan bakiye tutarların yasal mirasçılar arasında paylaştırılmasını kapsamaktadır.

Sonuç

Türkiye’de sınır ötesi uyuşmazlıkların, birden fazla yargı çevresine yayılan ticari ve bireysel ilişkilerden kaynaklanabileceğini tekrar vurgulamak gerekir. Bu tür uyuşmazlıklar; yetkili mahkemenin belirlenmesi, uygulanacak hukukun tespiti ile yabancı mahkeme kararları veya hakem kararlarının tanınması ve tenfizi gibi konularda milletlerarası özel hukuk ilkelerinin uygulanmasını gerektirmektedir.

Bu nedenle, Türkiye’de sınır ötesi uyuşmazlıklara ilişkin kapsamlı ve etkili bir yol haritası oluşturulması, sürecin doğru yönetilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir